Belçika denince akıllara gelen Brugge şehri

Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve günümüzde de bu medeniyetlere dair birçok eseri Belçika şehri olan Brugge içerisinde barındırmaktadır. Ancak bazı Avrupa ülkelerinde çoğu eserin tahrip olduğu, ortadan kaybolduğu ve yeterli şekilde korunamadığı için yıkıldığı görülürken, Belçika’nın Brugge şehrinde bu durum tam tersi yöndedir. Brugge, mimari yapısıyla ve Avrupa’nın çok eski yıllarına dayanan birçok eseri halen daha koruyabilmeyi başarmış olan bir şehirdir. Gezilecek yerleri, eğlence mekanları ve dahası, Brugge kentinin içerisinde saklıdır.

Gezilecek Yerler

  1. Grota Markt (Büyük Meydan): Kafeleri, restoranları, eğlence mekanları ve içerisinde bulundurmuş olduğu birçok yapıyla adeta görsel şölen oluşturan Grota Markt, gece ve gündüz için farklı farklı etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır. Bu meydan Brugge kentinin en hareketli ve en kalabalık noktalarından biri olarak bilinmektedir.
  2. Brugge Çan Kulesi: Bu kule, kentin simgesi haline gelmiş ve devasa yapısıyla dünyada birçok turisti kendine çekmiş olan bir çan kulesidir. 1240 yılında inşa edilen bu kule, içerisinde 366 adet merdiven bulundurmaktadır. Geçmiş dönemlerde birçok tehlike atlayan ve çeşitli tahribatlara uğrayan bu kule, zaman içerisinde restore edilerek günümüzdeki halini almıştır.
  3. Begijnhof: UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi içerisinde yer alan Beginaj Yapıları, 13. ve 14. yüzyıllarda Katolik inanışına sahip olan toplulukların yaşamış olduğu bir yerdir. Yeşil örtünün hakim olduğu ve son derece büyük bir alanda bulunan bu yapılar, oldukça huzur verici bir görüntüye sahipledir.
  4. Kutsal Kan Bazilikası: Oldukça etkileyici bir dekorla karşımıza çıkan Kutsal Kan Bazilikası, mistik havasıyla ziyaretçilerini bambaşka bir havaya bürüyecek diyebiliriz. Son derece ilginç ve etkileyici bir hikayeye sahip olan bu yapının hikayesini ziyaret ederek öğrenebilirsiniz.
  5. The Cruch of Our Lady: Dünyanın en uzun ikinci tuğla yapımı kulesi olarak bilinen The Cruch of Our Lady, 122 metre uzunluğu ile çok büyük bir yapı olarak karşınıza çıkacaktır. Gotik mimarisi ile donatılmış olan bu eser, 1504 yılında yapılan “Madonna ve Çocuğu” heykelini de içerisinde bulundurmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir