İznik Tarihi Eserleri ve Gezilecek Yerleri

Sakin, ufak bir kasaba formatında olan Bursanın İznik ilçesi taşıdığı ve koruması altına aldığı tarihi eserleri göz önünde bulundurulduğunda devleşen şehrin tarihi eserlerin yanında gezilecek doğal yerleri çok fazladır. Anadolunun ilk Türk başkenti olan İznik sınırları içinde bulunan tarihi eserlerinden dolayı Vatikanın kutsal kabul ettiği ve yerli yabacı turistlerin hayran olduğu gezilecek yerleri ile de dikkatleri çekmektedir. Hristiyanlık için çok önemli bir yere sahip olan konsülünün toplandığı ve dört kutsal incilin seçiminin yapıldığı İznik Papa tarafından değerli ve kutsal görülen Kudüs, Vatikan’dan sonraki üçüncü şehirdir. Süleyman Şah’ın şehri fethetmesi üzerine Selçuklu Devleti’nin başkenti olmuştur. Eski adı Nicaea olan şehre sonrasında İznik adı verilmiştir.

Osmanlı’nın ilk imarethanesi ve ilk medresesine ev sahipliği yapan İznik hakkında türlü efsaneler anlatılmaktadır. İznik Gölü’nün altında Atlantis tarzında bir batık şehrin bulunduğu, 1990 yılında sit alanı ilan edilen gölde yapılan çalışmalarda İznik Gölü’nün içinde gerçekten de bir batık şehir olduğu iddiaları kanıtlamaktadır. Şehrin Geç Roma Dönemi’nden kaldığı bilinen 13 metre yükseklikte, toplamda 4970 metre uzunluğundaki şehrin etrafını saran surlarda Helenistik Çağ’a ait kalıntılar da bulunmaktadır. Şehrin beş kapısından doğuda bulunan Lefke Kapısı, Kuzey’de bulunan İstanbul kapısı, Göl Kapısı ve Yenişehir Kapısı bulunmaktadır. İznik’in sembolü Yeşil Camii Çandarlı Halil Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mermer mihrabındaki taş işçiliği ve en önemlisi turkuaz, yeşil ve mor renkli çinilerle bezeli minaresi ile Osmanlı Dönemi’nin ilklerindendir.

Şehrin en önemli yapılarından olan Ayasofya Camii ise 787 yılında Hristiyanlık Konsülü’nün toplandığı kilise olup Orhan Gazi tarafından çan kulesi minareye çevrilerek cami yapılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman tarafından camiye Mimar Sinan’dan bir mihrap yapması istemiştir. Kısa bir süre cami olarak ibadet edildikten sonra müze olarak kullanılmaya başlamıştır. 2007 yılında restorasyon yapılan müze 2011 yılından itibaren tekrar cami olarak değerlendirilmeye başlamıştır. Gezilmesi gereken yerlerden biri de İlk Osmanlı Medresesi olan Süleyman Paşa Medresesi’nin ciddi bir kalıntısı yoktur. Kitabesinde yazılı tarihe bakıldığında Osmanlı’nın ilk camisi olarak bilinen Hacı Özbek Camii küçük, kare planlı, taş ve tuğla karışık bir mimariyle yapılmıştır. Roma Dönemi’nden kalma Dikilitaş, sular altındaki Bazilika, İznik Müzesi, Su Kemeri, Eşrefzade Camii gezilecek yerler arasındadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir