Muhteşem Bir Şehir Liman Kenti Marsilya

Fransa’daki en kadim şehir Marsilya, Akdeniz’deki en büyük ticaret limanının sahibidir, Lokasyonu Fransa’nın güneyindedir. Liman şehri olduğu için gelirinin büyük kısmı ticaret ve balıkçılık olan şehir yaklaşık 26 asır önce Grekler tarafından kurulmuştur. Liman balıkçı tekneleriyle taze ürünler satan balıkçılar ile doludur. 57 kilometre uzanan bir sahile sahiptir.

Gezilecek Yerler

Marsilya’da başlıca görülmesi gereken yerlerin ilki limandan da görülebilen Notr Dam La Garde kilisesidir. Burası deniz seviyesinden 162 metre yüksekte bulunan La Garde tepesi üzerine kurulduğu için buradan şehri muhteşem bir şekilde seyretme şansı bulabilirsiniz.

Château d’If: Eskiden bir şato olarak inşa edilen daha sonra hapishane olan bir yerdir. Bir ada üzerinde kuruludur. Ünlü yazar Alexander Dumas’ya ait Monte Kristo Kontu eserinde de bahsi geçen yerdir. Venedikliler, Fransızların ticaret limanları için tehlike oluşturduğu için savunma amacıyla kale olarak inşa edilmiştir. Fransa’nın önemli askerlerinden biri olan Jean Baptiste Kleber’in de 18 yıl boyunca mezarı olmuştur.

Longchamp Sarayı: Orijinal adı Palais de Longchamp olan saray, şehrin en büyük yapıları arasındadır. Şehirde mutlaka görülmesi gereken yerler arasındadır. 19. asırda şehire su getirmek amacıyla kurulan kanalın yapılışını kutlamak için ayrıca bu saray inşa edilmiştir. Yapımı 30 yıl sürmüş ve bu ihtişamlı yapı için çok masraf yapılmıştır. Önceden bir hayvanat bahçesi de bulunup sonradan kapatılmıştır. Üç bölüme ayrılır. Chateau d’eau diye adlandırılan su kalesi, batı kısmındaki Güzel Sanatlar Müzesi ve doğu kısmındaki Doğa Tarihi Müzesi. Bu müzede ünlü sanatçıların da çizimleri bulunmaktadır.

Sn. Victor Manastırı: Avrupa Hristiyan alemine ait yapıların en eskileri arasındadır Abbey Sn. Victor. Adı Marsilyalı bir aziz olan Victor’dan gelir. Aziz Victor Roma tanrılarının ilahlığını kabul etmeyip Hristiyanlığı seçmiştir. Bir asker olan Aziz Victor beraberindeki asker arkadaşları ile dövülerek katledilmişlerdir. Kemikleri de manastırın olduğu mağarada olduğu kabul edilmektedir. Romanesk tarzında inşa edilen manastır ayrıca Orta Doğu tarzına da benziyordur. Yıllar boyunca farklı din görevlilerinin ve idarecilerin ellerinde büyük hasarlara uğramıştır. Manastır içerisinde antik çağa ait el yazmalarının ve Hristiyanlığın ilk zamanlarına ait olduğu düşünülen el yazmalarının bulunduğu bir kütüphane olduğu düşünülüyor. Ama bu kütüphane zaman içerisinde dağılmıştır. Bazı kutsal eşyalar, altın ve gümüş eşyalar da farklı amaçlarla alındı. 1739’da ise dönemin Papa’sı tarafından manastır olmaktan çıkarılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir